2022 gelinlik trendleri: Romantik ve özgür

Senim TANAY KARAKUŞ / [email protected] – HIV tedavisinde yaşanan manâlı gelişmeler ve yayılımı önleme çalışmaları sonucunda HIV tanısı bölge kişi sayısı dünya genelinde azalıyor. Ama Türkiye ’nin de içinde yer aldığı Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde büyüme halen sürüyor. Güncel rakamlara kadar Türkiye ’de vaka sayısı 30 bini aşmış durumda. Bunun en büyük nedeni de Türkiye’nin HIV tedavisindeki galibiyet performasına karşın ne eyvah ama tanı almada beklenen seviyenin yakalanamaması.

PANDEMİDEN ÖNCE 4 BİNDİ, 2 BİN CİVARINA GERİLEDİ

“Vakaların birçoğuna geç teşhis konabiliyor, bu sebeple de bağışıklık sistemi epey hasar gördükten daha sonra tedavi sürecine geçilebiliyor” diyen HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Genel Sekreteri Prof. Dr. Serhat Ünal, Türkiye ’de Kovid-19 dönemi öncesinde yılda 4 bin kişiye HIV tanısı konulduğunu oysa pandemi sürecinde bu rakamın 2 bin civarına gerilediğini belirtti. 

Pandemi engel oldu, Türkiyede 30 bini aştı HIV ölümcül değil ama...

Prof. Dr. Serhat Ünal, “Salgın döneminde ahali deneme yaptırmak için sağlık kuruluşlarına başvurmaktan çekindiler. HIV tanısında daha iyi noktaya gelebilmemiz için genel toplum taramalarının yanı sıra HIV açısından tehlike taşıyan gruplara da odaklanmamız ve tehlikeli davranışlarda bulunanları teste rehberlik etmek için yeni yollar araştırmamız gerekiyor. Keza HIV testlerinin yaygınlaşmasında mevcuttaki anonim test merkezlerinin kayda değer rol üstlendiğini görüyoruz. Bu merkezlerin ülkemizde sayılarının artması ve yaygınlaşmasının HIV enfeksiyonunun denetleme altına alınmasına kayda değer katkı maddesi sağlayacağını söyleyebilirim” diye konuştu.

YILLARCA BELİRTİ GÖSTERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR                              

HIV, bir kişiye bulaştıktan daha sonra yıllarca hiçbir bulgu göstermeden ilerleyebiliyor. Hatta bu zaman dahilinde birey enfeksiyonu başkalarına da bulaştırabiliyor. böylece riskli davranışlarda bulunanların bir belirti olmasını beklemeden mutlaka deneme yaptırması gerekiyor. Prof. Dr. Ünal, “Birçok süre belirtiler ortaya çıktığında, enfeksiyon ilerlemiş ve ola ki de AIDS tablosu gelişmiş olabiliyor. HIV enfeksiyonunda birinci safha olarak tanımladığımız akut dönemde, hiçbir bulgu görülmeyebileceği gibi ara sıra diğer hastalıklarla karışabilecek semptomlar da görülebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu, grip yarı semptomların görülme sıklığı daha pozitif. Bunu vücudun enfeksiyona verdiği doğal bir tepki olarak düşünebiliriz. Bunlar dışarıda diğer sık görülen semptomlar ise ateş, lenf bezlerinde artma, farenjit, adale ve eklem ağrısı, ishal, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ağızda pamukçuk” bilgisini paylaştı.

Türkiye'de 700 bin kişi mücadele ediyor! En az iki kat artacak İlgili Haber Türkiye’de 700 bin birey mücadele ediyor! minimum iki kat artacak

ÖPÜŞMEKLE, AYNI HAVAYI SOLUMAKLA, TUTMAKLA BULAŞMAZ!

HIV enfeksiyonu fazla kişiyle korunmasız şekilde yaşanan her türlü cinsel ilişkiyle, müşterek kullanılan ve HIV ile enfekte şırınga ya da steril edilmemiş cerrahi malzemelerle, enfekte kan ve kan ürünleriyle bulaşabiliyor. Bunlarla birlikte HIV ile yaşamış annelerden bebeklere gebelik döneminde, doğum esnasında veya doğum ardından emzirme ile de geçebiliyor. Ancak bu konuyla ilgili ahali aralarında dolaşan hatalı aşina öyle fazla doğru da var. 

Prof. Dr. Serhat Ünal, “Toplumumuzda sanılanın aksine HIV ile yaşayanlara değmek, tokalaşmak, öpüşmek ve sarılmak gibi fiziki temasla bulaş gerçekleşmiyor” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “bununla beraber bu virüs gözyaşı, ter ve tükürükle, benzer yerde oturmak ve benzer havayı solumakla, aynı havuzu, tuvaleti, saunayı, duşu paylaşmakla, giysileri ortak kullanmakla, tabak, çatal, kaşık, bıçak ve bardak paylaşmakla, aynı telefon kulaklığını kullanıp benzer kapı tokmağını tutmakla veya sivrisinek, haşere sokması ve hayvan ısırması ile de bulaşmıyor.”

Pandemi engel oldu, Türkiyede 30 bini aştı HIV ölümcül değil ama...

‘ÖLÜMCÜL DEĞİL, KRONİK HASTALIK’

HIV konusunda en yaygın dürüst aşina yanlışlardan biri de ölümcül bir hastalık olduğu. Oysaki bu virüs günümüz çare koşullarında bundan böyle ölümcül yok, kronik bir hastalık haline gelmiş durumda. Ünal, “HIV enfeksiyonu ancak çare edilmez ve AIDS ’e dönüşürse ölümle sonuçlanabilir. Içten ve uyumlu tedavi gören HIV ile yaşamış bireyler, sağlıklı ve nitelikli bir hayat sürebilirler” vurgusunu yaptı. HIV ile yaşamış kadınların bebek sahibi olabileceğini de dile getiren Prof. Dr. Serhat Ünal, “Doğru önlemler alındığı takdirde bu kişiler, HIV olumsuz bebek sahibi olabilir” dedi.

İLAÇLARIN BIRÇOK TÜRKİYE’DE GERİ ÖDEME KAPSAMINDA

Erken teşhis HIV enfeksiyonuyla mücadelede yaşamsal siklet taşıyor. Çünkü erken teşhis aramak, çare sürecine erken başlanması çağrıda bulunmak. Erken saptama edilen ve içten tedavi sürecine başlanan vakalar doğruca hem HIV enfeksiyonunun ilerlemesi durdurulmuş oluyor ayrıca de virüsün yayılması önlenmiş oluyor. Dünyada ilk görülmeye başladığı zamandan itibaren 80 milyondan pozitif kişiyi enfekte eden, 36 milyondan fazla kişinin ise ölümüne neden olan bu enfeksiyonda en büyük gelişme ise tedavi alanında gerçekleşti. Peki Türkiye HIV tedavisinde ne noktada, tedaviye çabuk erişim sağlanabiliyor mu?

Bu soruyu Prof. Dr. Ünal, “Virüsün kontrol aşağı tutulmasını karşılayan ilaçlarla ilgili ayrıca etkileri hem de tabi etkileri ve başvuru kolaylıkları açısından büyük değişimler gerçekleşti. Ulusal ve milletlerarası rehberler göz önünde bulundurularak uygulanan ve bu faktörlere kadar bireyselleştirilmiş tedaviler ülkemizde de reçete edilebiliyor. Önerilen birincil seçenek ilaçların büyük çoğunluğunu kullanabiliyoruz ve bunlar geri ödeme zarfında. HIV alanında kullanılan ve basit ulaşılabilir yeni çare yöntemi hastalara aile kurup, çocuk sahibi olabilecekleri nitelikli ve dinç bir hayat sürmelerini sağlıyor” biçiminde cevaplandırdı.

VİRÜSÜ AYRINTILARIYLA YOK ETMEK MUHTEMEL DEĞİL AMA…

Tedaviler HIV ’nin çoğalmasını engelleyerek hastalığın ilerlemesini durduruyor. Ancak virüsü tamamen imha etmek neden olasi olamıyor? “Dünya üzerinden virüsü ayrintilariyla yok etmek mümkün olmasa da risk aşağı olan dürüst popülasyonlara deneme uygulanıp, virüs kontrolünü sağlayacak yerinde tedavilerin hastalara sunulması durumunda HIV korkusunu geride bırakabiliriz” diyen Serhat Ünal, şöyle devam etti: “Çare konusunda geldiğimiz son noktada günde en az sayıda hap kullanarak virüsün kanda bulunmasına, bağışıklık hücrelerine saldırmasına ve bu vesile ile enfeksiyonun ilerlemesine engel olabiliyoruz. Virüs kandan temizlendiğinde, kişinin bulaştırıcılığı da ortadan kalkmış oluyor.” 

Pandemi engel oldu, Türkiyede 30 bini aştı HIV ölümcül değil ama...

BELİRLENEMEYEN=BULAŞTIRMAZ!

HIV ’nin etkin bir tedaviyle vücutta baskılanması, hastaların bulaştırıcılığının da ortadan kalkmasını sağlıyor. Bu seslenmek oluyor ama kanda virüs belirlenmediği durumlarda kişi virüsü de bulaştırmıyor (Belirlenemeyen (B) = (B) Bulaştırmaz). Bunun, tedavinin ayrıca bireysel hem de toplumsal faydasını gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Serhat Ünal, “Çare görmekte olan ve virüsün zarar vermesi engellenen hastalar dinç bir ömür sürüyor, isterse aile kurabiliyor ve sağlıklı çocuk sahibi olabiliyorlar. Yani HIV ölümcül bir hastalıktan kronik lakin çare ile denetim altına alınan bir enfeksiyon hastalığı haline gelmiş oluyor” diyerek konunun altını çizdi.

Her yıl binlerce kadını ölümden kurtaran smear testi! Yüzde 99... İlgili Haber Her yıl binlerce kadını ölümden kurtaran smear testi! Yüzde 99…

AKILLARDAKİ SORULARA IŞIK TUTACAK

HIV/AIDS ’e karşın ülkemizdeki çalışmalarda rol üstlenen 5 büyük doktor derneğinden oluşan Türkiye HIV/AIDS Platformu bir araya gelerek “Şüphen Olmasın” isimli inisiyatifi hayata geçirdi. Şüphen Olmasın inisiyatifinin amacı, HIV/AIDS konusunda toplumda farkındalık yaratarak riskli davranışlarda bulunanları teste yol göstermek ve HIV ile yaşayanların hayat kalitesini yükseltmek.

www.suphenolmasin.com adresi üzerinden bilgilendirmede yer alan inisiyatif hakkında konuşan Prof. Dr. Serhat Ünal, “Akıllardaki sorulara ve yanlış tanıdık doğrulara ışık tutacak bu web sitesinde hastalıkla ilgili temel bilgilerin yanı sıra HIV ’nin teşhis ve deneme süreçleri, HIV ile yaşayanların akıllarındaki toplumsal ve özel yaşama dair birçok sorunun da cevabı bulunuyor” açıklamasıyla sözlerini noktaladı.

Yorum yapın