2022 gelinlik trendleri: Romantik ve özgür

Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Istek Printer, obezite hastalığı ve tedavisine karşın konuştu. Obeziteyi, vücutta yağ miktarının artmasıyla ilişkili olarak ortaya meydana çıkan kronik metabolik bir rahatsızlık olarak tanımlayan Prof. Dr. Istek Yazıcı, “Cisim kütle indeksi dediğimiz bir indeks var, kişinin kilogram cinsinden kilosunun, metre cinsinden boyunun karesine bölünmesiyle bir layık elde ediyoruz. Bu değer 25’in üzerindeyse kişiyi fazla kilolu, 30’un üzerinde ise kişiyi obeziteli olarak tanımlıyoruz” dedi.

‘KANSER TÜRLERİNİN OBEZİTELİ BİREYLERDE ARTIŞA GEÇTİĞİNİ GÖZLEMLİYORUZ’

Obezite hastalığında komplikasyonlara uyarı çeken Prof. Dr. Dilek Yazıcı şöyle devam etti: “diyabet yani Müşteri 2 diyabet dediğimiz sonradan ortaya çıkan diyabet, kan basıncı yüksekliği, kolesterol yüksekliği, yürek damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi problemleri, reflü hastalığı, psikolojik problemler ve bunalım obeziteli bireylerde sık görülüyor. Eklem problemleri de kişinin hayatını zora sokabiliyor. Bir Takım kanser türlerinin de obeziteli bireylerde artışa geçtiğini gözlemliyoruz.”

Obezite hastalığında genetik, epigenetik, psikolojik, sosyal, toplumsal ve çevresel çoğu faktörün etkin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek Printer, “Kişinin doğumundan itibaren doğum kilosunun düşük ya da yüksek olması, anne sütüyle beslenmemiş olması, çocukluğunda içten sağlıklı gıda alışkanlıklarının yerleşmemiş olması gibi çoğu sebep obeziteye yol açabiliyor.” diye konuştu. Dijital çağda beslenme alışkanlıklarımızın fazla seri bir şekilde değiştiğine aksan yapan Prof. Dr. Istek Printer, “Zeki cihazların fazla kullanılmasıyla birlikte hareketimiz fazla önemli miktarda azaldı. Bunu gün geçtikçe fazla daha keskin bir şekilde görebiliyoruz” açıklamasında bulundu.

Hayat arkadaşı ve sosyalleşme demansı önlüyor İlgili Haber Eş ve sosyalleşme demansı önlüyor

Obeziteli bireylerin tedavisinin önündeki engellerden birinin damgalama ve ayrımcılık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Istek Printer, “Bu koşul toplumun çoğu alanında obeziteli bireyleri etkilediği gibi, sağlık hizmetinde de maalesef problemlere sebep olabiliyor. Bundan çekinen obeziteli bireyler hastanelere dahi müracaat etmek istemiyorlar; keza toplum içerisine girme konusunda çekincelerinin olmasından dolayı hem de sağlık durumu personelinden de aynı ayrımcılık ve damgalamayla karşılaşacaklarını düşündüklerinden dolayı. Almaları gereken sağlık hizmetinden de mahrum kaldıkları için obezitenin komplikasyonları gelişmeye başlıyor ve sağlıkları açısından daha olumsuz bir duruma gelebiliyorlar” şeklinde konuştu.

OBEZİTELİ BİREYLER KİLO VERDİKTEN DAHA SONRA FAZLA DİKKAT ETMELİLER

Diyet, hap tedavisi veya cerrahi çare yöntemlerinden birinin uygulandığı obeziteli bireylerin, kilo verme sonrası süreçte uyarı etmesi gereken noktalar olduğuna uyarı çeken Prof. Dr. Istek Printer sözlerini şöyle tamamladı: “Kilo verdikten sonradan, kiloyu idame ettirebilmek aslında zorlama bir iş. Çoğu birey kilo verdikten sonradan baştan eski kilosuna geri dönebiliyor, hatta eski kilosundan daha yüksek değerlere çıkabiliyor. Cerrahi geçirmiş kişilerde bile, yüzde 25 ile 30 oranında sonra geri kilo alımı olduğu gözleniyor. Bunun nedenleri aralarında kilo verildikten daha sonra kişinin bazal metabolizmasının yavaşlaması ilk kez geliyor. Onun açık havada beyindeki iştah merkezleri etkin ayla geliyor. Yani kişinin iştahının açılmasına niçin olacak hormonlar salgılanıyor. İştahın artması da natürel fakat kişinin kilo almasını kolaylaştırıyor. Yapılan çalışmalar psikolojik etmenlerin de çok etkili olduğunu gösteriyor. Kişinin doyumuyla ilgili, duygusal açlıkla ilgili problemleri olup da bunlar çözülmemişse kilo alımının daha kolay olduğu görülüyor. Buna rağmen egzersiz yapıldığı vakit kilonun idamesi çok daha kolaylaşıyor. Yeniden kilo geri alımını önlemedeki en kayda değer etmenlerden biri de ahenkli olarak hekim takibinde olunması.”

Yorum yapın