Az sıvı tüketimi taş hastalığına neden olabilir

Üriner sistem taş hastalığı hakkında bilgilendirmede bulunan Bevliye Uzmanı Op. Dr. Ahmet Apak, ailesinde taş hastalığı öyküsü olan ve daha önce taş düşürmüş kişilerde riskin yüksek olduğunu söyledi. Op. Dr. Apak, “Sıcak iklimlerde yaşayanların terle su kaybı sebebiyle, soğuk bölgelerde yaşamış kişilere oranla daha artı risk altındadır. Sıvı tüketimi az olan, hayvansal gıdaların fazlaca tüketildiği, pozitif tuzlu tüketiminin olduğu kişilerde taş oluşumu daha fazla görülür” diye konuştu.

İdrar yollarında enfeksiyon niçin olabilir

Üriner sistemin herhangi bir bölgesinde taş oluşumu olabileceğini gösteren Op. Dr. Apak, “İdrarda erimiş halde yer alan tuzlar (kalsiyum, okzalat, fosfat, ürik asit vb.) değişik nedenlerle kristalleşebilir. Bu kristaller birbirine yapışarak sert taşları oluşturur. İdrarda taş üretimini engelleyen maddeler bulunmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonu, akıcı alımının az olması, genetik (ailesel), metebolik nedenlerle bu sistem bozulmakta ve taş oluşumu başlamaktadır” dedi.

Bulantı ve kusmalar görülebilir

Hastalığın en sık belirtilerden birinin taşın oluştuğu tarafta bir anda ortaya çıkan, bulantı ve kusmaların eşlik ettiği şiddetli ağrı olduğuna uyarı çeken Op. Dr. Apak, şu bilgileri paylaştı:

“Ağrılar böbrek bölgesinden kasıklara ve karına içten yayılmaktadır. Arada Bir idrardan kan gelmesi, tıkanıklığa emrindeki üriner enfeksiyon gelişmesi durumunda yanma da görülmektedir. Erkeklerde sızı testislere yayılabilir. Ara Sıra de taş oluşumu hiçbir semptom vermeyebilir. Belirtisi olmayan taşlar genel olarak metabolik nedenlerle ya da enfeksiyon sebebiyle oluşan taşlardır ve tüm böbrek boşluğunu doldurabilirler. Böbrek taşlarının tanısında kullandığımız doğrudan doğruya üriner sistem grafileri yüzde 90 oranında taşları saptamamıza yardımcı olurken, taşın büyüklüğünü, üriner sistemdeki yerini, sisteme verdiği zararı saptamada ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografiden faydalanılmakta ayrıca idrar tahlilleri, kanda üre ve kreatinin değerleri bakılmaktadır.”

Tedavi yöntemleri taşın büyüklüğüne göre değişebilir

Vücutta oluşan taşların tedavisinin taş sayısına, bulunduğu bölgeye ve büyüklüğüne kadar değişebileceğini dile getiren Op. Dr. Apak, ”Küçük taşların birçok (1 cm ’den minik) hastada ilave patoloji (idrar kanalında darlık gibi) yokluğunda kendiliğinden düşebilmektedir. Taş düşürme sırasında ağrı kesiciler ve bol akışkan tüketimi ile desteklenmelidir. Teknolojinin tıbba yansıması ile birlikte son dönemde açık cerrahi uygulamaları son derece azalmıştır. Açık cerrahinin yerini taş kırma (ESWL), endoskopik üreter taşı tedavisi ve perkütan cerrahi yöntemleri almıştır” dedi.

Şok ses dalgası taş tedavisinde kullanılabilir

2 cm ’den minik ve fazla taşı olmayan hastalar için taş kırma tedavisinin uygulandığının altını çizen Op. Dr. Apak, taşın yapısına tarafından tek seans ve birkaç seanslık şok ses dalgası ile taş kırma işlemi uygulanabileceğini ifade etti. Op. Dr. Apak, beden dışından uygulanan şok ses dalgası yöntemiyle taşlar kırılırken genellikle duyumsuzlaşma gerekmediğini de sözlerine ekledi.

Endoskopik üreter taşı tadavisi

İdrar kanalına düşen taşların endoskopik görüntüleme cihazıyla saptanıp kırılması işlemine endoskopik üreter taşı tadavisi adı verildiğini bildiren Op. Dr. Apak, “Bu usul idrar kanalına düşüp idrar kanalını tıkayan taşlara uygulanabildiği gibi flexible üreterorenoskoplarla böbrek içerisindeki taşlar da bu yöntemle kırılıp temizlenebilmektedir. Galibiyet oranı yüzde 85-95 gibi oldukça yüksek bir yöntemdir. Hastalar benzer gün evlerine dönebilmekte hatta 1 gün sonradan işine başlayabilmektedir” ifadelerini kullandı. 

Perkütan cerrahi tedavisi seçim edilebilir

Op. Dr. Apak, taş kırma tedavisinde uygulanan perkütan cerrahi tedavisi hakkında şunları söyledi:

”Ultrason, Bilgisayarlı Tomografi ya da Fluoroskopi gibi görüntüleme cihazları yardımıyla, böbrek içine ciltten bir iğne ile girilip ve kateter denilen ince bir hortum yerleştirilerek ve ardından bu kanaldan taşın kırılıp çıkarıldığı bir ameliyat yöntemidir. Bu yöntemle hastaya ve böbreğe açık cerrahiye kadar daha eksik hasar verilmektedir. Yara iyileşmesine lüzum kalmadığından hasta evine ve sosyal hayatına erken dönüş yapabilmektedir.”

Fiziksel aktivite dikkatsizlik edilmemeli

Vücutta taş üretimini engellemek için bireyin gün içerisinde bol istikrarsız tüketmesine uyarı çeken Op. Dr. Apak, “Bunun yanı sıra hareketli yaşama merhaba deyin, yürüyüş koşu ve spor yapın. İdrar renginizi gözleyin. İdrar rengi koyulaşırsa sıvı tüketiminizi arttırın ve bütün güne yayın. çokça lifli gıdalar ve turunçgilller tüketmeye özen gösterin” şeklinde konuştu.

Doktora başvurmaktan çekinmeyin

Yemeklerde fazla tuz ve hayvansal gıdaların tüketimine uyarı edilmesi gerektiğini vurgulayan üroloji uzmanı Op. Dr. Ahmet Apak; “Ailenizde taş hastalığı mevcutsa ve genetik yatkınlığınız varsa, daha önce taş ile ilgili bir girişim geçirdiyseniz ya da taş düşürdüyseniz 6 ayda bir doktor kontrollerinizi dikkatsizlik etmeyin” diyerek sözlerini noktaladı.

Yorum yapın