Beslenmenizde muz ve pırasaya yer açın

Vücudumuzun 7 gün 24 saat uyku halindeyken bile enerji temin etmek için oluşturduğu kimyasal değişimlerin tümüne metabolizma denilmektedir. Bu değişimlerden biri de mevsimlerin getirmiş olduğu hava değişiklikleridir. Bilhassa kışın soğuk havaların etkisiyle metabolizmamız kendini korumaya aldığından daha yavaş çalışmaya başlar.

Beslenmenizde muz ve pırasaya yer açın

Yüksek yağlı besinlerden uzakta durun

Soğuk havalara aleyhinde vücudun yağ deposunu artırma eğiliminde olduğu dile getiren Diyetisyen Ünal, bütün bu değişimlerin sonucunda kış mevsimini sağlıklı aşmak için beslenmede uyarı edilmesi gereken noktalar olduğunu belirtti.

Besleyici özelliği eksik olan kızartma, kavurma işlemleri uygulanmış ve fast-food tarzı besinlerden uzak durmamız gerektiğine uyarı çeken Diyetisyen Ünal, kışın gelişen grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak ya da hafif atlatmak için her beslenme grubundan yeterli ve dengelenmiş şekilde beslemek şarttır. Ceset direncini azaltabilen yüksek yağlı ve arıtılmış şeker içeren besinlerin tüketimleri muhtemel olduğunca sınırlanmalıdır. Öğün sayısı ve beslenme düzeni bireye özgüdür ancak sık öğün atlama ve yamalı beslenme alışkanlıklarından kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Beslenmenizde muz ve pırasaya yer açın

İyi bir kahvaltı vücut direncinizi artırır

Kahvaltının en sık atlanan öğünlerden biri olduğunu belirten Dyt. Ünal, “Gece boyu açlık sonrası vücudumuzun yakıtı olan besinlerle sıkı bir kahvaltı ile güne başlamak ayrıca vücut direncimizi artırır hem de metabolizmanın daha iyi çalışmasını destekler. Kahvaltının eksikliğini sonraki saatlerde ilave öğünlerle kapatmaya çalışmak kilo artışını tetikleyebilir. Kış aylarında susama duygusal daha az oluştuğundan su tüketimi de azalmaktadır. Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için olmazsa olmaz bileşenlerdendir. Susuzluk şehvetli oluşmasa dahi günlük tatmin edici su tüketimi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Günde 4-5 porsiyon meyve ve sebze tüketin

Kışa girerken bağışıklığımızı artırmak nedeniyle ön planda tutmamız gereken öteki beslenme ögelerinin A ve C vitaminleri olduğunu söyleyen Dyt. Ünal, şu bilgileri paylaştı:

“Hastalıklara aleyhinde savunma mekanizmamız olan antikorların görevini yerine getirebilmesi için protein kaynaklarından (yumurta, peynir, süt, yoğurt, balık, et, kuru baklagiller vb.) yeterli miktarda alınmalıdır. Kış meyve ve sebzeleri (narenciye, yeşil yapraklı sebzeler, havuç vb.) bu vitaminleri bolca içermektedir. Jurnal 4-5 porsiyon meyve- sebze grubundan tüketilmeye itina gösterilmelidir. başkaca antioksidan minerallerden selenyum ve çinko kaynaklarına (fasulye, mercimek, kabak çekirdeği, fındık, kümes hayvanları, kırmızı et) da yer verilmelidir.”

Beslenmenizde muz ve pırasaya yer açın

Muz ve pırasaya jurnal beslenmenizde yer açın

Ana etkilerinden biri bağışıklık sistemini yükseltmek olan probiyotikleri içeren besinlere de ahenkli yer vermemizde avantaj olduğunu dile getiren Dyt. Ünal, “Bağırsak sağlığımızı desteklemek ve probiyotiklerin etkisini çoğaltmak amacıyla prebiyotik taşıyan besinler (muz, sarımsak, soğan, buğday, pırasa, kuşkonmaz vb.) de jurnal beslenmemizde yer almalıdır” dedi.

Bağışıklığı güçlendiren öneriler

Dyt. Ünal, bağışıklık sistemi için öne meydana çıkan gıda ögelerinin hangi besinlerden alınabileceğini şöyle anlattı:

“İyi ve nitelikli bir protein kaynağı olan yumurta (kişide sınırlandırılması gereken bir rahatsızlık mevcut değilse) her gün tüketilebilir. Kefir ve probiyotik ilaveli yoğurt, protein kaynağı olmalarının yanı sıra probiyotik alımını destekler. Her gün 2 porsiyon değin tüketilmelidir. Haftada 2 defa Omega-3 yağ asitlerinden varlıklı yağlı balıklardan tüketilmelidir. Lif içeriği yüksek bütün tahıl kaynakları ve beta glukandan varlıklı yulaf bağışıklığı cesaretlendirmek için önemlidir. Kivi, portakal, mandalina, greyfurt gibi C vitamini kaynaklarına günde 2-3 porsiyon dek yer verilebilir. Havuç, yeşil yapraklı sebzeler manâlı A vitamini kaynaklarındandır. Her öğüne eklenebilir. Brokoli, karnabahar gibi antioksidan özelliği yüksek besinleri de sofralarınızdan yetkisiz etmeyin. Baharatların da bağışıklığı destekleyen özelliklerinden faydalanın. Etkili baharatlardan zencefil ve esas maddesi kurkumin olan zerdeçal antiinflamatuardır. Yoğurda ya da içeceklerinize karıştırarak tüketebilirsiniz. Bitkisel yağlardan zeytinyağına beslenmenizde yer verin. E vitamini kaynağı olan çiğ badem, çiğ fındık ve cevizi de beslenmenize ekleyebilirsiniz.”

Cisim sıcaklığınızı bitki çayları ile artırın

Kış aylarında ısınmak için bizi sıcak tutacak besinlere yönelimimizin arttığına uyarı çeken Dyt. Ünal, şu önerilerde bulundu:

“Tatlı tüketmek sıcak tutar gibi bir idrak oluşabilir lakin bu dürüst bir algı değildir. Bunun yerine besleyici özelliği yüksek olan sebze veya kurubaklagil çorbaları tüketilebilir. Sıcak tutması açısından siyah akarsu ve kahve yerine özellikle ıhlamur, adaçayı, rezene, yeşil nehir veya C vitamininden zengin kuşburnu çayı gibi bitki çaylarından faydalanılabilir.”

Beslenmenizde muz ve pırasaya yer açın

C vitamini ve probiyotikleri aç karnına alın 

Soğuk havaların gelmesiyle bedensel aktivite düzeylerinin azalmasına dikkat edilmesi gerektiğini gösteren Dyt. Ünal, “Yavaşlayan metabolizma ve eksilen somut aktivite düzeyleri kilo artışını tetikleyebilir. Bu yüzden tatmin edici ve dengelenmiş beslenmeyi bedenen daha aktif olarak destekleyebilirsiniz. Beslenmenizde bir yeteneksizlik mevcutsa mutlaka hekim ve beslenme uzmanı görüşü alarak bireye özgü besin takviyelerinden faydalanılabilir. Bağışıklığı güçlendiren takviyelerden C vitamini ve probiyotik takviyeleri sabahları aç karnına; D vitamini ve Omega-3 takviyesi sabah yemekle beraber ya da tokken alındığında daha etkin olmaktadır. Çinko, propolis gibi takviyeler de bireye özgü olarak değerlendirilip bağışıklık için kullanılabilecek takviyeler arasındadır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Yorum yapın