Buyurun çifte yeşil devrime

author

FAVORI BEDELOĞLU

[email protected]

2021.10.03 08:18

Toplumların gelişmişlik ve kolaylık düzeyini çok/eksik para, hızlı/yavaş yükselme, genişleyen/daralan istihdam ve çoğalan/eksilen rekabete dayandırarak ifade eden neoliberal politikaların netice hanesinde bugün büyük harflerle kıtlık, kuraklık ve açlık yazıyor. Bir amaç olarak artma, iştahı yedikçe artan bir canavara dönüştü. İnşaat ekonomisi şehirleri havasız bıraktı. Endüstriyel tarım ve hayvancılık dünyanın su ve toprak kaynaklarını sömürdü. Yerel imal yerine, dünyanın bir ucundan öteki ucuna mal taşınması özendirme edildi, fosil yakıt kullanımı arttı. Ekosistemin bir tamamen çöküşe geçtiği, toplu ölümlerin yaşandığı, çok kritik ve dönüşü her geçen gün zorlaşan tehlikeli bir noktadayız. Halimiz, dümdüz perişanlık, alçaklık.

***

Küresel ısıtma ve iklim krizi bundan böyle çoğumuzun duyduğu, aşağı yukarı akıl sahibi olduğu bir konu. Yazın meydana gelen sel ve yangın felaketleri, konunun ciddiyet ve aciliyetini gündemimize dayatan acılı deneyimler oldu. İhtiyaçlarımızın karşılanmasında doğanın bir vasıta olduğu yanılgısına düşen biz ırk, ekosistem yerine kendi egosistemimize bağlı yaşama ısrarımızın yıkıcı sonuçlarıyla burun burunayız bundan böyle. İnsanın doğa ile etkileşiminde yaptığı hadsiz hataların artık durdurulması gerektiğiyle ilgili, özellikle genç kuşakta önemli bir farkındalık ve itirazın oluşması şüphesiz umut verici. Tüketim alışkanlıklarında çevreye sağduyu yöntemleri seçim edenlerin sayısı da gün be gün artıyor. Ama not etmek gerekir ama, bireysel çabalarımızın kıymeti ve önemi bir yandan, sorunun çözümü, sorunun başlıca kaynağı olan o ‘fazla gelişmiş’ devletlerin sömürgen ve kemirgen iktisadi tercihlerini değiştirmesinde yatıyor.

***

AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta New York’ta gerçekleşen BM Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı söylev ile sera gazı salınımının azaltılmasını hedefleyen ve bugüne dek 197 ülkenin üzerinde uzlaştığı Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’ye getirerek onaylama sürecini başlatacaklarını duyurdu. 2008 yılında memleketi Rize’de yapılan HES’lere, dereleri kurutacağı öngörüsüyle karşı çıkan çevrecilere kızmış ve “anlamsız vakitlerini değer biçmek için yaptıkları bir meslek, belli başlı çevreci benim, çevrecinin daniskasıyım” diyerek tepki göstermişti. On üç yıl sonra BM’de yaptığı söylev ile bu çevreci yaklaşımını bir adım daha ileri taşıyarak, liderliğinin 2053 vizyonunun en kritik hedefinin yeşil kalkınma devrimi olduğunu ilan etti.

***

Her ay birkaç alanda şahlanışa geçilen bir ülkede yaşadığımız için, ani tepe artışlarıyla oksijen yetmezliğinden bayılmamayı öğrendik. Dolayısıyla, bayram değil karnaval değil, nereden çıktı bu yeşil devrim diye merak ediyoruz soğukkanlılıkla. İstanbul’un sayılı parklarından birini canı pahasına koruyan ahali ağır cezada yargılanıyorken, Marmara Denizi’nin ölüm ilanı verilmişken, dikey mimariyle kaza kaza toprak, dele dele gökyüzü bırakılmamışken, mahkeme kararı uygulansın diye korularda ırk nöbet tutarken, dereler göller birer birer kurutulup kıyılar, denizler doldurulurken, şehirlerin su ve oksijen depolarının üzerlerinde deli proje düşleri kurulurken… Erdoğan’ın ilanıyla, Türkiye iklim değişikliğinde öncü rol üstelenmeye hazırlanıyor.

***

Ve evet, yeşil kalkınma devrimine Rusya ile yeni nükleer santraller yapmayı planlarken adım atıyoruz. Düşük faizli kredilerle beton-inşaat rantının canlı tutulacağı bir ekonomik programı uygularken dert ediniyoruz küresel ısıtmayı. İnsanları yerinden eden savaşlara burnumuzu sokarken aklımıza geliveriyor küresel sistemin adaletsizliği, daha adil bir dünyanın gerektiği! Çünkü orada bir fon var uzaktan, ayrıca de yemyeşil. Türkiye, Paris Anlaşması’nın iklim değişikliğine harmoni sağlayabilmeleri için gelişmiş ülkelerin (zengin), gelişmekte olan (fakir) ülkelere yardım için oluşturduğu 100 milyar dolarlık yeşil iklim fonundan yararlanmak istiyor. Bir yanlamasına, yoksulluğumuzun dünyaya arkadaşça bir duyurusu olmuş. Öteki yandan, kemerlerinizi bağlayın, çifte yeşil kalkınma devrimine dürüst uçuşa geçiyoruz.

Yorum yapın