Hepsine hükmedecek bir çift ayakkabı: Mary Jane platformların yükselişi

Fizyolojik olarak bakarsak, stresli olduğumuzda stres hormonu adını verdiğimiz kortizol seviyeleri kanda artar bu da mutluluk hormonu olan seratonin salgısını azaltır.Karbonhidratlı yiyecekler tüketmek seratonin hormonu salgılattığı için kendimizi tatlı ya da hamur işlerinin başında bulabiliriz. 

Psikolojik açıdan bakarsak, depresyon ve üzüntü esnasında mutlu edebilmek, duygularımızdaki boşluğu doldurabilmek, ara sıra de öfkemizi bastırabilmek için yemek yemek yeriz. Sadece kötüyü çağrıştıran duygular yok, mutlu olduğumuzda da kendimizi ödüllendirmek için yeme davranışını seçebiliriz. Fakat kalorili yiyecekler yedikten kısa bir vakit sonra oluşan vicdan azabı, bunalım seviyesinin artmasına niçin olur. Kişi yemeye başlamadan öncesine kadar daha fena hissedebilir.

Beden, psikoloji ve sosyal şartlar insanlarda etkileşim halindedir. kilo almak veya devretmek psikolojimizi etkilerken aynı şekilde psikolojimiz de kilo almamızı ya da vermemizi etkiler. bu nedenle perhiz ve psikoloji defalarca iç içedir.Yeme davranışında değişiklik sağlayabilmek için oluşturduğumuz bir program ‘Psikodiyet ’, şehvetli açlığın tedavisinde olumlu sonuçlar vermektedir.

Uzman Diyetisyen Melike Çetintaş sözlerine şöyle devam ediyor;

Hissi açlığın çözümü, yeme davranışını başka bir davranışla yer değiştirmektir. Psikodiyette de kullandığımız bazı yöntemlerle bunu sağlayabiliriz:

1- Bilinçaltınıza olumlu telkinler verin

Buzdağının soyut kısmı olan bilinçaltı; fiilen biz farkında olan olmadan davranışlarımızı ve hayatımızı yönetiyor. Bilinçaltına verdiğimiz olumlu mesajlar zamanla işlenerek bilinç üzerine yani davranışlarımıza yansır. Yeme davranışını bu dürüst mesajlarla değiştirebiliriz. Kendi kendinize gün içerisinde telkinler verebilirsiniz. Örneğin ‘Sen bunu başarabilirsin. ’, ‘Bu yemeği yememeyi sağlayacak iradeye sahipsin. ’, ‘hemen aç değilsin. ’, Verdiğin kararların peşinde duruyorsun. ’ gibi kendi motivasyonunuzu arttıracak, özgüven aşılayacak telkinler oluşturabilirsiniz. Bu telkinleri günde 2-3 kez tekrarlayarak zamanla bilinç üstüne çıkararak davranışlarınızda olumlu şartların değişmesi görebilirsiniz.

2- Yürüyüş ve alıştırma de sevinç hormonu salgılatır

Spor ve çalışma yapmak endorfin adı verdiğimiz sevinç hormonu salgılanmasını arttırır. Stresli olduğunuz anlarda yemek yemek yerine kısa bir yürüyüşe çıkın. Evde internetten dans ya da Zumba videoları izleyebilir, dışında çıkmadan da küçük egzersizler planlayabilirsiniz. Çoğu egzersiz haftada 3 gün 30 dakika yürüyüş yapmanın depresyondan koruyucu bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

3- Nefes egzersizleri önemli

Kalabalık bir ortamdasınız, ısrarla size yemek yemek ikram ediliyorveya evde yalnız canınız bıkkın bir şekilde buzdolabının önündesiniz. Yemek istediğiniz yiyeceği yemeye başlamadan önce küçük bir nefes egzersizi yapın. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, ağzınızdan mum üfler gibi yavaş yavaş verin. Bunu birkaç defa tekrarlayın. O yiyeceği yedikten daha sonra neler hissedeceğinizi hayal edin. Yemek yemek yemek bir anlık sevinç, bu iradeyi kullanmak ise sizin için fazla uzun süreli bir mutluluk sağlayacaktır.

4- Kalorisi düşük şok diyetlerden uzak durun

Kilo atamak denilince çoğu vakit insanın aklına istek, detoks, bazı karışımlar ve kürler geliyor. Gerçekte vücuda en iyi yağ kaybı karşılayan diyetler evde tükettiğimiz yiyecekleri uyumlu bir şekilde yediğimiz, kalori kısıtlaması olmayan, sürdürülebilir diyetlerdir. Şok diyet göstermek ve kalori kısıtlamak, açlığa bağlı stres oluşturacağı için kişinin yeme krizlerini daha da arttırır. Bunun yerine kendinize sağlıklı asıl ve ara öğünler planlayın. Öğünlerinize kan şekerinizin dengede kalması için esmer ekmek ekleyin. (bütün tahıl, çavdar, tam buğday gibi)

SMM Panel PDF Kitap indir