İnme hakkında doğru sanılan 5 yanlış

İnme nedir?

Beyin dokuları ile hücrelerinin beslenmeleri ve oksijenlenmeleri, beyin damarları yolu ile taşınan kan akımıyla gerçekleşiyor. Bu damarlarda tıkanma ve yırtılma sonucu oluşan nöronal hasara ise ‘serebrovasküler hastalık’, bir başka deyişle ‘inme ’ deniyor. Tıkanıklık ve kanama sebebiyle çoğalan; görme kaybı, tavır bozukluğu, kol ve bacaklarda baskı kaybı gibi nörolojik bulguları, beynin etkilenen alanları belirliyor.

Toplumdaki yaygın inanışın tersine günümüzde inme vakalarının çoğunun gerçekte tedavi edilebiliyor. O Kadar ki en yaygın yaşanan iskemik inmede, bir diğer deyişle beyin hücrelerini besleyen damarlarda tıkanmalarda, özellikle ilk 4-6 saatlik dönemde beyin hücreleri ölmeden yapılan damar içi pıhtı eritici ilaçlar ya da pıhtının mekanik olarak çıkartılmasıyla hastanın nörolojik bulguları ayrıntılarıyla geriye doğru döndürülebiliyor.

İşte inme hakkında dürüst sanılan yanlışlar…

İnme hakkında doğru sanılan 5 yanlış

Yanlış: İnme belirtileri geçti, doktora görünmem gerekmiyor

Doğrusu: Kol veya bacakta uyuşma veya zaaf duygusal, konuşmakta zorluk çekmek ve ani artan şiddetli baş ağrısı gibi belirtileri 24 saat içinde ayrıntılarıyla düzelen inmelere ‘geçici iskemik hamle ’ deniyor ve bunlar bütün inme için dikkat işaretini oluşturuyor. bu nedenle ciddiye alınmalı ve mutlaka doktora başvurulmaldır. Saldırı süresi ortalama 2-15 dakika sürüyor. Sürenin kısalığı iç sakinleştirici bir nitelik olarak görülmemeli. Geçici iskemik atağını izleyen 90 gün içinde inme geçirme riski yaklaşık yüzde 10 oluyor. Bu olguların takriben yarısı ilk 1-2 gün içinde gerçekleşiyor. Manâlı uyarıcı bulguların gözden kaçması ya da tartı verilmemesi halinde, izleyen günlerde ortaya çıkabilecek kalıcı sakatlık ya da ölümden kurtulma şansı yitirilmiş olabiliyor.

Yanlış: İnme önlenemeyen bir hastalık

Doğrusu: Toplumdaki yaygın inanışın aksine ‘inme ’ önlenebilen bir rahatsızlık. Hipertansiyon, tüm inme tipleri için ilk risk faktörünü oluşturuyor. Beyin damar yapısını bozarak inmeye yol açabiliyor. Diyabet, büyük damar yapısını bozarak sıklıkla inmeye sebep oluyor. Kalp ritim bozuklukları, romatizmal yürek hastalıkları, geçirilmiş kalp krizi, kalp damar hastalıları da iskemik inme açısından önemli tehlike faktörlerini oluşturuyor. Dolayısıyla yüksek kan yağları (kolesterol ve trigliseridler), hipertansiyon, diyabet ve obezitenin yanı sıra sigara, alkol ve uyuşuk yaşam gibi tehlike faktörleri denetim altına alındığında inmeler az kalsın yüzde 80 oranında önlenebiliyor. Balıktan, sebze ve zeytinyağından zengin Akdeniz diyeti de inme riskini azaltmaya muavin oluyor.

Yanlış: İnme sonrasında çoğalan konuşma güçlüğü, görme kaybı, kol ve bacaklarda şiddet kaybı gibi sorunlar kalıcıdır

Doğrusu: İnme sonrasında oluşan güç kaybı, söylev bozukluğu ve görme kaybı gibi hasarlar erken müdahale edildiğinde çare edilebiliyor. Oysa hasarlar bir takım hastalarda günler haftalar içinde düzelirken, hasar ağırsa bu durum aylarca sürebiliyor. Rehabilitasyonda en kayda değer dönem birincil 6 aylık işlem. Hasta bu dönemde iyileşme potansiyelinin yaklaşık yüzde 50 ’sine ulaşıyor. İnme geçiren hastada bir yılda çabuk bir düzelme olup, felçte kısmen veya iyice iyileşme görülebiliyor. Bir yıldan daha uzun süren bulgularda ise düzelme fazla daha yavaş oluyor

Yanlış: İnmenin tedavisi yoktur

Doğrusu: Yaygın inanışın tersine, hastaneye zamanında başvurulduğunda inme öyle çok hastada çare edilebilmektedir. Nörolojik bulguların başlamasından itibaren, birincil 4-6 saatte hastaya müdahale edildiği durumda, pıhtılaşmanın neden olduğu tıkayıcı inmelerin pıhtı eritici ilaçlarla ayrıntılarıyla iyileşebilme şansı vardır. Oysa bu tedavinin uygulanabilmesi için hastaların tedavinin yapılabildiği uygun hastanelere süratli şekilde ulaştırılmaları gerekiyor.

Tedavi nedene yönelik uygulanmaktadır. Mesela hastada ‘atriyal fibrilasyon ’ gibi bir ritim bozukluğu veya geçirilmiş yürek kapak ameliyatı varsa antikoagülan, bir başka deyişle kanın pıhtılaşmasını önleyen tedavi uygulanıyor. Eğer inmeden şah damarında ileri darlığa yol açan bir plak sorumluysa, bu damarın cerrahi yolla ya da stentle açılması öneriliyor. neticede tedavi ve girişim hastadan hastaya değişiyor.

Yanlış: İnme sadece ileri yaşta görülür

Doğrusu: Yaş ilerledikçe tehlike artsa da inme her yaşta görülebiliyor. Pek fakat inmelerin tahmini yüzde 10’u 50 yaşın altındaki kişilerde gelişiyor. 50 yaşın altındaki kişilerde görülen inme nedenleri:

Doğumsal kalp hastalıkları: Kalbin yapısal anomalileri veya derme çatma kalp ritimlerine yol açan kalbin yapı bozuklukları inme riskini artırıyor.

Kanama-pıhtılaşma bozuklukları: Orak hücre anemisi ve deforme olmuş orak gözenekli olan şeklindeki kan hücreleri atardamar ile damarları tıkayabiliyor ve felç riskini önemli ölçüde artırabiliyor. Gençlerde bu risk, orak gözenekli olan hastalığı olmayan birine göre 200 kat daha fazla oluyor.

Metabolik durumlar: Fabry hastalığı gibi durumlar; beyne kan sağlayan kan damarlarının daralması, yüksek kan basıncı veya olağandışı kolesterol seviyeleri gibi inme risk faktörlerinin gelişmesine neden olabiliyor.

Vaskülit: Kan damar (atar damar, toplar damar ve kılcal damar) duvarlarının iltihabı; damarlarda kalınlaşma, daralma ve zayıflama gibi değişiklikler yaparak damarların hasarlanmalarına yol açabiliyor. Bunun sonucunda damarın beslediği doku ve organlara kan akışı sınırlanacağı için bu bölümlerde hasar oluşuyor.

Alkol–madde bağımlılığı: Içki ile madde bağımlılığı da inmenin öteki nedenlerini oluşturuyor.

Yorum yapın