Kadınların genital sağlığı için en iyi 10 besin

Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Istek Printer, obezite hastalığı ve tedavisine karşın konuştu. Obeziteyi, vücutta yağ miktarının artmasıyla ilişkili olarak ortaya meydana çıkan kronik metabolik bir hastalık olarak tanımlayan Prof. Dr. Dilek Yazıcı, “Ceset kütle indeksi dediğimiz bir indeks var, kişinin kilogram cinsinden kilosunun, metre cinsinden boyunun karesine bölünmesiyle bir layık elde ediyoruz. Bu değer 25’in üzerindeyse kişiyi fazla kilolu, 30’un üzerinde ise kişiyi obeziteli olarak tanımlıyoruz” dedi.

‘KANSER TÜRLERİNİN OBEZİTELİ BİREYLERDE ARTIŞA GEÇTİĞİNİ GÖZLEMLİYORUZ’

Obezite hastalığında komplikasyonlara uyarı çeken Prof. Dr. Istek Printer şöyle devam etti: “şeker hastalığı yani Alıcı 2 şeker hastalığı dediğimiz sonra ortaya meydana çıkan diyabet, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, yürek damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi problemleri, reflü hastalığı, psikolojik problemler ve buhran obeziteli bireylerde sık görülüyor. Eklem problemleri de kişinin hayatını zora sokabiliyor. Bir Takım kanser türlerinin de obeziteli bireylerde artışa geçtiğini gözlemliyoruz.”

Obezite hastalığında kalıtımsal, epigenetik, psikolojik, sosyal, toplumsal ve çevresel birçok faktörün etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek Yazıcı, “Kişinin doğumundan itibaren doğum kilosunun düşük ya da yüksek olması, anne sütüyle beslenmemiş olması, çocukluğunda içten sağlıklı besin alışkanlıklarının yerleşmemiş olması gibi birçok sebep obeziteye yol açabiliyor.” diye konuştu. Dijital çağda beslenme alışkanlıklarımızın fazla çabuk bir şekilde değiştiğine aksan yapan Prof. Dr. Dilek Yazıcı, “Zeki cihazların artı kullanılmasıyla birlikte hareketimiz fazla ciddi miktarda azaldı. Bunu gün geçtikçe fazla daha belirgin bir şekilde görebiliyoruz” açıklamasında bulundu.

Hayat arkadaşı ve sosyalleşme demansı önlüyor İlgili Haber Hayat Arkadaşı ve sosyalleşme demansı önlüyor

Obeziteli bireylerin tedavisinin önündeki engellerden birinin damgalama ve ayrımcılık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Dilek Yazıcı, “Bu koşul toplumun birçok alanında obeziteli bireyleri etkilediği gibi, sağlık durumu hizmetinde de maalesef problemlere sebep olabiliyor. Bundan çekinen obeziteli bireyler hastanelere deha kullanmak istemiyorlar; keza toplum içerisine girme konusunda çekincelerinin olmasından nedeniyle hem de sağlık personelinden de benzer ayrımcılık ve damgalamayla karşılaşacaklarını düşündüklerinden nedeniyle. Almaları gereken sağlık hizmetinden de mahrum kaldıkları için obezitenin komplikasyonları gelişmeye başlıyor ve sağlıkları açısından daha negatif bir duruma gelebiliyorlar” biçiminde konuştu.

OBEZİTELİ BİREYLER KİLO VERDİKTEN DAHA SONRA FAZLA DİKKAT ETMELİLER

Diyet, ilaç tedavisi veya cerrahi tedavi yöntemlerinden birinin uygulandığı obeziteli bireylerin, kilo verme sonrası süreçte dikkat etmesi gereken noktalar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dilek Printer sözlerini şöyle tamamladı: “Kilo verdikten sonra, kiloyu idame ettirebilmek gerçekten şiddet bir meslek. Çoğu kişi kilo verdikten sonra her yerde eski kilosuna geri dönebiliyor, hatta eski kilosundan daha yüksek değerlere çıkabiliyor. Cerrahi geçirmiş kişilerde bile, yüzde 25 ile 30 oranında sonradan geri kilo alımı olduğu gözleniyor. Bunun nedenleri arasında kilo verildikten sonradan kişinin bazal metabolizmasının yavaşlaması ilk olarak geliyor. Onun dışında beyindeki iştah merkezleri etkin ayla geliyor. Yani kişinin iştahının açılmasına neden olacak hormonlar salgılanıyor. İştahın artması da natürel fakat kişinin kilo almasını kolaylaştırıyor. Yapılan araştırmalar psikolojik etmenlerin de çok etkili olduğunu gösteriyor. Kişinin doyumuyla ilgili, duygusal açlıkla ilgili problemleri olup da bunlar çözülmemişse kilo alımının daha kolay olduğu görülüyor. Buna rağmen egzersiz yapıldığı zaman kilonun idamesi fazla daha kolaylaşıyor. Yine kilo geri alımını önlemedeki en önemli etmenlerden biri de ahenkli olarak doktor takibinde olunması.”

Yorum yapın