Kiraya müdahale mümkün değilmiş…

author

ÖZGE GÜNEŞ

2021.09.21 06:47

Gündelik hayatın kapanma öncesi koşullara ahenkli hale getirilmeye başlamasıyla, evlerdeyken daha eksik görünür olan derin yoksulluğu daha fazla görebilir, daha net hissedebilir hale geliyoruz. Şüphesiz bunda insanca bir yaşam için ihtiyacımız olan barınma, besin, ısınma, eğitim, ulaşım gibi esas mal ve hizmetlere durmadan eklenen zamların, enflasyonun, alım gücündeki düşüşün ve yan bunların üretimindeki nitelik kaybının da etkisi büyük. Nitekim bunlar AKP’nin pandemi dönemi karnesini oluşturan ve kamuculuk tartışmasının da eksenini oluşturan unsurlar bununla birlikte.

***

Fakat toplumun bundan böyle evden çıkıp emrindeki yandan gelmeye başlamasıyla, tüm bunlar yokmuş gibi davranma hali de bozulacak görünüyor çünkü şart artık -mış gibi yaparak idare edilemiyor. Yurt ve kira giderlerini karşılayamayan öğrencilerin “Barınmayanlar” adıyla bir protesto başlatarak sokakta yatmaya başlayıp “Yurtta, apartta, evde; kiraları düşür, öğrenciyi destekle” demeleri de, Dersim Belediyesi’nin öğrenciler için “icabında otel kiralayacağız” çıkışı da öğrenciler için gündelik hayatın idare edilemezliğinin birer yansıması.

***

Hükümetin, toplumun en fakir kesimlerinin, ahenkli geliri olmayanların, öğrencilerin temel gereksinimlere erişimini imkânsızlaştırırken holdinglerin ödenti borcunu silmesine aleyhinde biriken bir öfke diğer örneklerde de kolayca gözlemlenebilir. Toplumun geniş kesimleri için mali güvensizlik ve yoksunlukla geçen iki sene, pandemi sonrası beklentileri ve bu konuda hükümete olan haklı güvensizliği de artırıyor. AKP ise neredeyse bu güvensizliği körüklemek istercesine, toplumun sorunlarına katiyen çözüm olmayacak araştırmalar yapmayı sürdürüyor.

***

Geçtiğimiz hafta çok da konuşulmayan bir haber olarak ortaya meydana çıkan AKP milletvekillerinin kira artışlarına yönelik olarak getirdikleri önerge buna çok iyi bir misal oluşturuyor. Teklif ile kira artışlarının şirketleri devreye sokarak çözmeye çalışılacağı ifade ediliyor. Kira artışlarına teknik olarak müdahale etmenin mümkün olmadığı iddiasına dayanan bu öneri ile deniliyor oysa, şirketler, kiraya vermeleri şartıyla ev ya da dükkan üretmeleri karşılığında kira gelirlerinden alınan vergiler gibi KDV’lerden muaf tutulma tarzında istisnaları uygulanacak. Bu Nedenle bu şirketler düşük maliyetle inşaat yapabilecek ve de kira artışı engellenecekmiş? Üstelik TOKİ’nin ve gayrimenkul üreten belediye şirketlerinin de bu sisteme entegre olması gündemde imiş.

***

Buna ancak gayrimenkul şirketleri inanır dersek uygun olur sanırım. Temelde kiraya bir şey yapamayız hiç olmazsa bildiğimizi okuyalım şirketlere vergi indirimi yapalım diyen bu önerge, AKP ile halkın arasındaki açı farkının ne kadar derin olduğunu da gösteriyor. Hükümet herkesin bir gün konut sahibi olabileceği hayalinden zor bölge ve bu nedenle barınmayı imkansızlaştıracak bir rant yaratan mevcut konut politikalarıyla; sadece ev sahiplerine ya da gayrimenkul şirketlerine avantaj karşılayan politikalarla sorunlara anlamlı çözümler getirilemeyeceğini görmek istemiyor.

Hâlbuki 20 takvim ev politikalarının ortaya çıkardığı krizleri analiz edip bunlardan ders çıkaran kamucu önlemler ilerletmek de bir pek ivedi bir gereklilik. Cihan Uzunçarşılı Baysal’ın Kadikoyakademi.org’da yayımlanan söyleşisi de böylesi bir politikanın nasıl olabileceğine ışık tutuyor. Şöyle diyor Baysal: “Kamuya düşen rol, devlet arazilerini özelleştirerek dağıtılmış gayrimenkul yatırım ortaklıkları vasıtasıyla sermayeye devreden, iddiasının tam tersine yoksuldan yoksundan alıp zengine veren TOKİ’nin her yerde yapılandırılarak ucuz kiralık sosyal ev seçeneğini de içerecek şekilde konut hakkı kriterlerine uygun ve ilgili nüfusların da sürece katılımıyla yalnızca sosyal ev üretmesidir”.

***

Topluma hizmet eden bir ev sistemi için konut politikalarını, şirketlerin ve beton ekonomisinin yok bugünün gerçekliğinde temellendirmek gerekiyor. Yoksulların harcamalarının yüzde 31,2’sine eşdeğer oranlarda kiralara karşı kontroller, denetimler, sınırlamalar, aflar, iptaller, destekler ve benzeri düzenlemeleri AKP’li vekillerin yaptığı gibi kabul etmemek yok, bütünüyle reddedilmesine aleyhinde bu talepleri “teknik olarak muhtemel” kılmanın yollarını aramak, mücadelesini belirlemek gerekiyor. Bugünün gerçekliğinde bu sadece bir konut ve barınma hakkı mücadelesini de aşıyor; gündelik hayat tahayyülümüzün aynası haline geliyor.

Yorum yapın