Meme kanserli hastalar bu belirtilere dikkat! Şikayet başladığı anda…

Bildiğimiz gibi akciğeri saran zara plevra denir. Akciğerin üzerindeki zara visseral göğüs zarı göğüs duvarını saran zara da pariyetal plevra denir. Bu zarlar aralarında kalan boşluğa plevral başıboşluk denmektedir. Bazı durumlarda plevral aralıkta akıcı birikimi olur. Kansere ast akıcı birikiminin en sık nedeni akciğer kanseri ikinci sırada meme kanseri gelmektedir.  Meme kanserine emrindeki plevral aralıkta sıvı birikimi olduğu süre yürek zarı yani perikard içinde de istikrarsız birikimi olmakta buna da perikardiyal efüzyon denmektedir.

Meme kanserinde plevral ve perikardial boşlukta neden akıcı birikimi olur?

Normalde plevral aralıkta minimal plevral istikrarsız bulunmaktadır ve bu akışkan belirtilen bir denge içinde üretimi ve emilimi olmaktadır. Meme kanserine emrindeki plevral aralıkta akıcı birikiminde ya istikrarsız üretimi fazladır veya plevradaki sıvının emilimini sağlayan zarlardaki drenaj yolu tıkanmıştır. Onu tespit etmek olası değildir. Perikard  içinde sıvı birikimi ise meme kanserine yan görülen radyoterapi, kanserin perikard tutulumu  ve ara sıra de reaksiyonel olarak istikrarsız birikimi olmaktadır.

Plevra ve perikardda sıvı birikimi ne gibi şikayetlere yol açar, belirtileri nelerdir?

Plevral istikrarsız birikiminde sıvının miktarına bağlı şikayetler olur. Değişken miktarı az olduğunda herhangi bir şikayeti olmayabilir hastanın. Öksürük, solunum yetmezliği, göğüs ağrısı (akışkan miktarı artınca sancı azalır), halsizlik gibi şikayetler olabilir.

Perikard sıvısı birikimi (malign perikardiyal efüzyon) plevral akıcı birikiminden daha önemli ve hayatı korkutma eden semptomlara yol açabilir. Çoğunlukla plevral akıtma ile birliktedir ama ara sıra sadece perikardial akıtma olabilir. Hafif perikard sıvısı olan hastalarda semptom vermeyebilir ancak yine de yürek ritmi artmıştır yani çarpıntı şikayeti vardır. İleri seviye perikard efüzyonlarında nefes darlığı, kalp çarpıntısının fazla artması, kan basıncı düşüklüğü gibi şikayetler olmakta. Yürek tamponatı dediğimiz kalbin çalışmasına engel bir koşul olmaktadır. Bu da hayatı korkutma eden bir durumdur.

Bu hastalarda tanı nasıl konulur?

Meme kanserli hastalarda yukarıda belirttiğimiz şikayetler başladığında mutlaka göğüs cerrahisi hekimine başvurmaları gerekir. İlk olarak hastaların hikayeleri alınır. Hastalığı hakkında veri alınır. Gördüğü tedaviler değerlendirilir. Fizik muayenede plevral akışkan olan tarafta akciğer sesleri azalmıştır. Yürek çarpıntısı ve saturasyon düşüklüğü olabilir. sonra radyolojik olarak  ultrasonografi, kutup akciğer grafisi ve tomografi yapılır.  Perikard efüzyonu tespiti için BT ’ye ilave Ekokardiografi yapılır. Ekokardiografide kalp kasılma gücü ve kalbin sıvıdan ne kadar etkilendiği görülür.

Çare nasıl yapılır?

Tedavi saptama edilen plevral sıvı ve perikard akışkan miktarına bağlıdır. Plevral aralıkta bulunan istikrarsız miktarı ile perikardial akıcı miktarının etkisi çok farklıdır. Plevrada litrelerce sıvı olabilir fazla ciddi şikayet yapmayabilir. Perikard içinde 100 cc sıvı artması önemli klinik semptoma yol açabilir.

Perikarddaki akıcı tedavide tekrar tekrar öncelikli olmalıdır. Genelde plevral istikrarsız birikimi ile benzer anda saptama edildiği için çare planı birlikte yapılmalıdır.

Minimal plevral istikrarsız takip edilebilir ya da basit plevral kateter takılabilir. Orta ve ileri düzey plevral akıcı hastanın genel durumu uygunsa minimal invazif girişim olan  VATS  ile plevral drenaj ve plöredez (akciğer zarı yapıştırma ) işlemi yapılmalıdır. Bu işlem esnasında kalıcı plevral kateter de işlemin başarısını artmak için uygulanabilir. Genel durumu VATS ’a uygunsuz hastalara kalıcı plevral kateter takılabilir.

Perikardial akışkan için tedavi seçeneği plevral akıtma için uygulanan VATS sırasında perikardial drenaj yapılır ve bu esnada perikard penceresi açarak perikardial efüzyonun tekrarlanmasını  engellemekteyiz.

Eğer yalnızca perikardial akıtma mevcut ise yerel ve genel uyuşma altında perikard drenajı uygulanır.

Plevral ve perikardial efüzyonlu hastalarda hem çare için hem de değişken birikiminin tekrarını engellemek için yerel kemoterapik  ilaçlar uygulamaktayız. Bu işlemle hem akışkan birikimini engellemekte hem de kanser hücrelerine tesir eden kemoterapik ilaçları vermekteyiz çünkü bu hastalar bazen sistemik kemoterapiyi almakta zorlanırlar.

 

Yorum yapın