Milan Moda Haftası: Versace İlkbahar/Yaz 2022 defilesinden satır başları

Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ilk sırada bulunan meme kanserine yönelik sürekli büyüyen tedavi yaklaşımları ve erken tanı imkanları bir uçtan bir uca yaşam kayıpları oranı gün geçtikçe azalıyor. Adı geçen tahlil çalışmasında meme kanseri hayat kaybı oranlarının 40 ila 79 yaş arasındaki kadınlarda, her on yılda yüzde 1,2 ile yüzde 2,2 aralarında düştüğünün gösterildiğini söyleyen “Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, 40 yaş altındaki kadınlarda garip bir bilgi uyarı çekti. 20 ila 39 yaş arası kadınlarda meme kanserine alt yaşam kaybı oranı yüzde 0,5 arttı” diye konuştu.

40 yaş altı kadınlarda yaşam kaybı oranları neden artıyor? 

40 yaş altındaki genç kadınlarda mortalite olarak tanımlanan yaşam kaybının azaltılmasına karşın çalışmaların uzun senelerdir devam ettiğini andıran Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özcan Gökçe araştırmanın dikkat çektiği sonucu şöyle değerlendirdi:

Uzun yıllar gerçekleştirilen çalışmalara alt olarak 20-40 yaş arasındaki genç kadınlarda da düzenli kontrollerin artmasıyla can kayıpları azaldı. Ayrıca onkolojik yöntemlerin gelişmesi, akıllı ilaçların üretilmesi de genç yaşta meme kanserine yakalanan insanların tedavi edilmesiyle birlikte 40 yaş aşağıda mortalite (hayat kaybı) oranları da kayda değer oranda düştü. Oysa bu araştırma bize 40 yaşın altındaki kadınlarda mortalitedeki azalma oranının durduğunu gösteriyor. Bu sonuca götürebilecek iki koşul var. Ya 20-40 yaş arasındaki kadınların meme kanseri kontrolü için ahenkli muayeneye olan ilgisi azaldı veya meme kanseri görülme oranı bu yaş grubunda arttı. Bunun hangisinin dürüst olduğunu anlayabilmemiz için zamana gereklilik var.

Sonucu anlamak için her ne değin zamana gereklilik olsa da kişisel görüşünün 20-40 yaş arası kadınlarda ilginin azaldığı yönünde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özcan Gökçe, “Sanırım ailesinde veya yakın çevresinde meme kanseri görülen kadınlar kontrollerini uyumlu olarak yaptırıyor, olmayanlar kontrollerini yaptırmıyor” dedi.

Meme kanserinin gençlerde de görüldüğü yeterince bilinmiyor

Prof. Dr. Gökçenin verdiği bilgiye takriben 40 yaş altındaki meme kanserlerinin büyük çoğunluğu BRCA-1 BRCA-2 gen mutasyonları ile birlikte kalın bağırsak kanseri, yumurtalık kanserleri gibi ailesel kanserlerle birlikte görülüyor. Huysuz durumda 40 yaşın altında meme kanseri görülme riski azalıyor. Ancak kalıtımsal etken olmasa da çevresel faktörler, sigara kullanımı, sağlıksız gıda gibi nedenler meme kanserinin genç yaşlarda ortaya çıkmasını tetikleyebiliyor. 

Kadınların geç evlenmesi, doğurganlık yaşının 30’lu yaşların üstüne çıkmasının da bu durumu etkileyebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Gökçe, “Ama gerçi meme kontrollerini yaptırmak için hekime başvurmamalarının başlıca kayda değer etken diye düşünüyorum. Çünkü hala meme kanseri 40 yaşın üstünde başlıyormuş gibi bir sezgi var. Bu nedenlerle de 40 yaş aşağıda kadınlarda meme kanseri görülme oranları artıyor olabilir” ifadelerini kullandı.

Tarama programları ne diyor? 

40 yaşın üzerinde görülen bir hastalıkta yüzde 10’luk bir popülasyonu genç yaşta mamografi taraması yapmanın dünya genelinde de bir anlamı bulunmadığını söyleyen Prof. Dr. Gökçe, fakat tarama olmasa da ahenkli olarak kontrollerin yapılması ve ultrason taramalarının yapılmasının bu yaş aralığında epeyce tartı taşıdığına muhabere etti.

40 yaş altındaki genç kadınlara ultrason kontrolü ve kararsız bölgelerden biyopsi alınmasıyla meme kanserini erken tanı etmenin muhtemel olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gökçe, tehlike grupları ve yapılması gereken kontrollerle ilgili şu bilgileri verdi:

İlk olarak ailesinde 1. derecede akrabalarında meme kanseri görülen şahısların 40 yaş aşağıda düzenli kontrollerini yaptırmalarını öneriyoruz. Çünkü bu tehlike grubundaki bireylerde meme kanseri görülme olasılığı olağan popülasyona göre 17 kat fazladır. başkaca sigara kullanan, fastfood ağırlıklı beslenen, obez ve fazla kilolular, doğum yoklama haplarını fazla uzun süre kullanmış kişiler, PKOS ya da endometriozis hastalıkları nedeniyle hormonal çare alanların mutlaka 40 yaşın altında düzenli kontrollerini ve ultrasonografilerini yaptırması gerekir. Baba faktörü daha eksik etkili olmakla birlikte ailede baba da dâhil edinmek üzere kalın bağırsak kanseri varsa meme kanserine aşinalık daha pozitif olabileceği de unutulmalıdır.

Erken evrede ayrıntılarıyla iyileşme şansı çok yüksek 

Erken faz meme kanserlerinde yani safha-2’yi geçmemiş meme kanserlerinde iyice tedavi edilebilme şansının oldukça yüksek olduğuna uyarı çeken Prof. Dr. Özcan Gökçe, “Oysa teorik olarak genç yaşta karşılaşılan meme kanserinin 40 yaş hatta 50 yaşın üstündeki kişilere göre hızlı seyretme olasılığı daha fazladır. 70 yaşındaki bir kişide meme kanserinin ilerlemesi, metastaz yapması 30 yaşındaki bir insana göre daha yavaş seyreder. Dolayısıyla genç yaşlarda ortaya çıkan meme kanserinin erken evrede yakalanması çok büyük yük taşır” diye konuştu.

Genç yaştaki meme kanseri de multidisipliner girişim gerektirir 

40 yaş altı meme kanserli kadınlara karşın olarak da çare seçeneklerinin bulunduğunu andıran Prof. Dr. Gökçe, “Erken saptama edildiğinde bu kadınların bütün tedavi sonrasında bebek sahibi olabilmeleri mümkün olur. Meme derisi-meme başı koruyucu yöntemlerle aynı seansta değiştirme yerleştirilmesiyle de estetik görünüş korunabilir” dedi.

Prof. Dr. Gökçe, “Bu vakalarda meme alışılmış meme kanseri tedavisine devam edilir. Laf konusu kişilerde de taramayı edebilmek için radyoloğa, biyopsiyle tanıyı koyabilmek için patoloğa, tedaviyi tam yönlendirebilmek ve peşine düşüp takip için onkoloğa, ameliyatı gerçekleştirebilmek için cerraha gerekirse radyasyon onkolojisi edebilmek için de radyasyon onkoloğuna ve tüm bu süreçler her tarafında hastanın psikolojisini sağlam tutabilmek için psikiyatriste ihtiyaç var. Dolayısıyla multi disipliner bir yaklaşımla hasta genç yaşta bile olsa bütün tedaviyi sağlayarak onu yaşamda tutabilmek mümkündür” diyerek sözlerini noktaladı.

Yorum yapın