Milan Moda Haftası: Versace İlkbahar/Yaz 2022 defilesinden satır başları

Pozitif enerjinin yağ dokusu olarak depolanması sonucu obezitenin ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Yazıcı, vücutta enerji alımını ve harcanmasını ise birçok genetik, epigenetik, fizyolojik, davranışsal, sosyokültürel, sosyoekonomik ve çevresel faktörün etkilediğini belirtti.

‘OBEZİTE KARIŞIK BİR HASTALIKTIR’

Günümüzde tembel hayat şeklinin yaygınlaşması ve gıda alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte obezitenin görülme sıklığında artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Printer, “Bunların yanında bazı hormonal problemler, yeme bozuklukları, uykusuzluk gibi faktörler de obezitenin ortaya çıkmasında etkin olmaktadır” bilgisini verdi. Obezitenin kompleks bir rahatsızlık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Printer, önlenmesinde ve tedavisinde bütün bu faktörlerin ayrı ayrı gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

‘SOSYOEKONOMİK KOŞUL OBEZİTENİN GELİŞİMİNİ ETKİLİYOR’

Anne sütü elde etmek, çocukluktan itibaren içten gıda alışkanlıkları galip gelmek, hareketli yaşam şekline sahip edinmek gibi faktörlerin obezitenin engellenmesi açısından kayda değer unsurlar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yazıcı, şu önerileri verdi:

“Aslında kültürümüze de fazla yakın olan Akdeniz tipi beslenme şekli, önerilen dinç gıda türlerinden biridir. Bu beslenmede sebze ve meyve tüketimine önem verilir, doymuş yağ tüketimi kısıtlanır, yani oda sıcaklığında katı halde yer alan margarin, tereyağı yerine akışkan yağlar seçim edilir. Keza tekrar yağdan zengin olabilecek kırmızı et tüketimi kısıtlanıp tavuk, balık gibi beyaz et tüketimi teşvik edilmektedir.”

Hazır gıdaların fazla yağlı ve kaloriden varlıklı olması ve katkı maddesi maddeleri içermesi nedeniyle obezite riskini artırdığının ve bu nedenle de özellikle çocukların beslenmesinden uzak tutulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yazıcı, obezitenin gelişmesindeki sosyoekonomik etkenlere de dikkat çekti:

“genel olarak karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerin daha hesaplı olması sebebiyle, gelişmekte olan ülkelerde idareli güçlük yaşamış şahısların bu şekilde gıda zorunluluğuna yan olarak obezite risklerinin arttığı görülmektedir.”

‘SAĞLIK OKUR-YAZARLIĞINA SIKLET VERİLMELİ’

Toplumlarda obezite görülme sıklığını düşürmenin kayda değer bir adımının da sıhhat okur-yazarlığını artmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Printer, “Şahısların tükettikleri gıdaların içeriğini bilmeleri, ne tükettiklerinin farkında olan olmaları açısından tarti teşkil etmektedir. Paketli gıdaların etiketlerinde bulunan gıda bileşenleri ve kalori miktarını peşine düşüp takip edebilmek pozitif kalori alımının engellenebilmesi açısından büyük ağirlik taşımaktadır” mesajını verdi.

‘OBEZİTENİN ORTAYA ÇIKMASINI TETİKLEYEN 300 ’DEN FAZLA GEN VAR’

Genetik etkenler hakkında da manâlı bilgiler veren Prof. Dr. Yazıcı, 300 ’den artı genin obeziteyle ilişkili olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yazıcı, çevresel toksinler, gıda yetersizliği ve yüksek yağlı beslenmenin obezite ile ilişkili genlerde bir takım değişikliklere niçin olarak besin alımını ve yağ dokusunu artırdığını da sözlerine ekledi. 

OBEZİTE BAZI RAHATSIZLIKLAR SONUCUNDA DA ORTAYA ÇIKABİLİR

Prof. Dr. Istek Printer, hormonlardaki dengesizliğin ve stresin kilo artışına sebep olabileceğini vurguladı. “Bulimia, tıkınırcasına yeme bozukluğu ve gece yeme bozukluğu gibi yeme bozukluğu durumları da obeziteye niçin olabilir” biçiminde konuşan Prof. Dr. Yazıcı, uykusuzluğun da obezite riski açısından dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi. 

BUNLAR EGZERSİZ ALIŞKANLIKLARINI ETKİLİYOR

Prof. Dr. Istek Printer, “Kişinin hareketliliğinin eksik olması ve egzersiz yapmaması da obezite gelişmesinde kayda değer tehlike faktörleridir. Alıştırma saatlerinin uzun olması, trafikte uzun sürelerin geçirilmesi, kişinin aktivitesini azaltmanın yanında ayrıca egzersiz yapacak bir zaman de bırakmamaktadır. aynı zamanda teknolojik cihazların fazla yoğun kullanımı hareketi azaltan diğer bir faktördür. Keza açık alanlarda egzersiz yapılabilecek, park, yürüyüş yolu gibi mekanların kısıtlı olması çalışma yapma alışkanlıklarını etkilemektedir” sözleriyle de obezite gelişiminde azalmış fiziki aktivitenin rolünü vurguladı.

Yorum yapın