Mücadele rakiplerle değil eşitsizlikle

İktidarın gerici politikaları sporda da bayan ve kız çocuklarını hedef alıyor. Erkek şiddeti ve mobbinge maruz kalan Akpınar ise “Önyargıları yıkacağım ve sporuma devam edeceğim” diyor. Eşitsizliğin yeni olmadığını vurgulayan Spor Yazarı Sülüm de “Hentbol Federasyonu facia yönetilen bir federasyon. Destek açıklamalarını cana yakın bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

Mücadele rakiplerle değil eşitsizlikle

Sarya TOPRAK

Spor yapan gençler sadece rakipleriyle yok ülkedeki eşitsizlik ve gerici zihniyetle de çaba ediyor. Gençleri spora yönlendirmek yerine spordan uzaklaştıran AKP iktidarı özellikle de kız çocuklarını gaye alıyor. Spora karşısında olan cinsiyetçi yaklaşım, ekonomik nedenler gibi böylece çok sebep gençleri spordan koparıyor. Gözyaşları içerisinde geçtiğimiz günlerde yaşadıklarını anlatan Merve Akpınar da bunlardan biri. Spor yapmak için canlabaşla çaba eden veren Akpınar, “Ilk Önce Türkiye ve ‘köyümdeki kız çocuklarının kaderini değiştireceğim ve sesi olacağım’. Ayrıca meslek sahibi olup onu yapacağım, ayrıca de spora devam edeceğim fakat onların o ön yargılarını yıkayım. Ondan daima spora devam ettim, bırakmayı da hiç düşünmüyorum” sözleriyle ülke gündemine oturdu. Sadece birkaç tümce yaşadıklarını anlatarak az daha spor camiasında yaşanan adaletsizliği, gericiliği özetleyen Akpınar ’ı ve eşitsizliği Spor Spikeri ve yazarı Ozan Can Sülüm ile konuştuk.

Sizin spora başladığınız dönemle kıyaslarsanız genç sporcular için imkânlar arttı denebilir mi?
Gerçekten Merve Akpınar olayından yola çıkacak olursak ülke coğrafyasının tamamında şartlar eşit yok. Geçmişe kıyasla şartların çok değiştiğini düşünmüyorum. Ben 15 sene önce lise takımıyla beraber ne yaşadıysam şu an spora hevesli gençlerin çoğu benzer şeyi yaşıyor. Antrenman tesisinden maç yapacak yerlere değin önemli imkân sorunları var. Daha da önemlisi bu yerlerin kalitesi gerçekten. Üst yapıda en manâlı takım olan Beşiktaş şampiyonlar ligi arenasına İstanbul ’da salon bulamıyor. Beşiktaş ’ın altyapısı veya Beşiktaş ’ı geçtim herhangi bir okulun takımının ne kadar şiddet şartlarda olduğunu varsayım edebiliriz. Örneğin Bağlarbaşı Spor Tesisi vardı, benim dönemimde maçlar orada oynanırdı. Orası yıkıldı. Ve orası felaket aşamasına gelene değin hiç elden geçmedi. Yere çorap düşürünce her yerde giymekten imtina ederdik. Hentbolda durum bu şekildeydi. Daha prestijli okullar dahi böyle salonlar kullanırken doğuda, taşrada nasıl şartlarda olunduğunu siz düşünün. İmkânlar salon tesis açısından çoğalmadı. Görsel ve prestij anlamında çoğaldı ama bu gençlere ya da altyapıya herhangi bir şekilde yaramadı.

Merve Akpınar’ın da anlattığı üzere kız çocukları ve kadınlar spor camiasında daha çok mobbinge maruz kalıyor. Siz de bu gibi şeylere şahit oldunuz mu?
Kız çocukları ve kadınlarla ilgili olarak doğrudan doğruya tanık olduğumdan şeylerden öte şundan bahsetmek istiyorum; Türkiye ’nin tarihe geçmiş iki bayan hentbolcusu var. İsimleri Yeliz Özel ve Yeliz Yılmaz. Parmakla sayılacak 5 tane kadın hentbolcu varsa ikisi onlardır. İmkân konusunda çok şikâyetçiler ve altyapıda erkeklere tanınan şanslarla kız çocuklarına ve kadınlara tanınan şanslar arasında çok önemli ayrım olduğunu söylüyorlar. Antrenörlerin davranışlarının farklı olduğunu bildirmek mümkün. Altyapılar çok erkek etken olduğu için güvende hissetmeme hali de oluyor. Özellikle mektep takımlarında çekişmeli tribünü oraya çekebilecek bir maç varsa her şey fazla sert ve ofansif noktaya dışarı giden yerlere varıyor. A ekip seviyesindeki bir ekiple 13-14 yaşındaki kız çocuklarının bu ofansif hali kaldırma durumu benzer olmuyor. Dolayısıyla hem altyapı antrenörlerin davranışları keza okul yöneticilerinin, keza de hentbolu yönetenlerin davranışları öyle asistan olmuyor. Mobbing olarak ifade etmek abartılı olabilir lakin mobbinge varmadan şartların eşitsiz olduğunu anlatmak muhtemel. Spor ve altyapılar fazla erkek etken olduğu için kız çocuklarının yaşadıklarına pervasız kalma ayrıca o dönemki spora bakışlarını hem de hayatlarının genelini önemli şekilde etkiliyor.

mucadele-rakiplerle-degil-esitsizlikle-898009-1.
Ozan Can Sülüm – Spor Spikeri ve yazarı

Büyük spor kulüplerinin ve Hentbol Federasyonu’nun Merve Akpınar’a takviye açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ne büyük spor kulüpleri ne de Hentbol Federasyonu ’nun takviye açıklamalarını samimi bulmuyorum. Hentbol Fedarasyonu dediğiniz fedarasyon kendi erkek ulusal takımının maçlarını salonda izlemeye zeka gitmiyor. Böyle bir idare, böyle bir başkan var. Beşiktaş hentbol takımı Türkiye ’nin en başarılı takımı olarak şampiyonlar ligine gitti. Şampiyonlar liginden daha üst düzey bir organizasyon yok zaten ve bu ekip İstanbul ’da maçını yapamadı. Çünkü salon standartlara uygun değildi. Bunu yönetimden bilemeyiz belki Beşiktaş ’tan da bilemeyiz lakin neticede İstanbul ’da salon bulunamadı. Federasyon bunun için bir şey yapmadı, Beşiktaş ’a kimse muavin olmadı. Geçmişte Muratpaşa Belediyesi Türkiye şampiyonu oldu ve şampiyonlar ligine gitmek istediler. Fakat salon tekrar tribün eksikliği sebebiyle yeterli görülmedi. Bu 5 sene önce oluyor, bundan 2-3 sene sonradan Beşiktaş da salon bulamıyor. Yani bu noktada bir şey yapmayan, imkânları iyileştirmeyen Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ’dür, Spor Bakanlığı ’dır. Elini taşın altına koymayan herhangi birisi sırf Merve bunları söyledi ve onlar da Merve ’nin söylediklerini sosyal medyadan paylaştılar diye samimi olamıyorlar. Keza arkadaşça değiller keza bir şey yapmıyorlar. Üst yapıya dair planı olmayan ve dokunamayan ırk Merve ’yi yalnızca sosyal medyada desteklemekle ya da Merve ’ye bir telefon etmekle kalırlar. Kız çocuklarının kaderini değiştireceğiz cümleleri bu şekilde lafta kalan şeyler oluyor. Açıklamalarda sahici olmadıkları için pratikleri hayata geçirmek öyle muhtemel değil. Herhangi bir pratik planları olmadığı için uygulamaya dökemezler. Türkiye ’de spor herhangi bir şekilde planlı gitmediği için yani herhangi bir jenerasyonu yetiştirip milli takıma transfer ve altyapılarda ciddi bir çabayla bir jenerasyon yakalayıp yetiştirmek gibi bir çaba olmadığı için yıldan yıla imkânlar azalıyor. Bu yüzden herhangi bir sahicilik ve açık sözlülük görmüyorum. Bu sebeple bir şeyin değişeceğini de düşünmüyorum.

Merve Akpınar basına yaptığı yorumlama ardından Urfa’da okula alınmadı. Yetkililer bu konuda bir yaptırım uygulamalı mı?
Merve ’nin okula alınmaması meselesi benim bildiğim kadarıyla okula alınmıyor olması yok. Mesele Merve ’nin nerde antrenman yaptığını çekmek isteyen basın mensuplarının izni olmadığı için içeri alınmaması. İşin arka yüzü daha farklıysa ben bilmiyorum. İkisi de dehşet natürel. Merve basına bu açıklamaları yaptığı için alınmadıysa bu benim yorumlayamayacağım dek rezalet bir şey. Fakat ben ikinci noktada da izin olmamasını bir yanlamasına bırakarak bu tesislerin bir bir çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Cümbür Cemaat görmeli. Biz çocuklardan, üstteki yapıdan kesintisiz gelişmelerini bekliyoruz. Başarılar getirmelerini bekliyoruz. Fakat onların ne imkânsızlıklar içinde olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden insanların gözünün açılması için o çekimlerin yapılması gerekir. İzin verilmeliydi. Bunun bir yaptırımı olur mu bilmiyorum. Ama hangi şekilde olduysa olsun her ikisinin de yanlış olduğunu düşünüyorum ben. Bilhassa de çekim izniniz yok, buraya gelmeyin dedilerse bu daha ayrı boyutta bir rezalet. İnsanların bundan böyle ne cins imkânsızlıkların olduğunu görmesi gerekiyor. Buradan doğru ya beklentileri düşürmek lüzum veya bu gençlere yardım etmemiz, tesisleşmemiz gerekiyor.

mucadele-rakiplerle-degil-esitsizlikle-898010-1.
Merve Akpınar: ​”Öncelikle Türkiye ve köyümdeki kız çocuklarının kaderini değiştireceğim ve sesi olacağım.”

Spor kulüplerinin, federasyonların, siyasilerin Merve hakkında bu dek pozitif yardım mesajı yayınlamasının sebebi sizce nedir? Bu yapılar ve kişiler bu şartlarda spora erişmeye çalışan çoğu kişi olduğunun zaten haberdar değil mi?
Bu soru benim cevabına gülebileceğim bir soru. Hentbol Federasyonu sosyal medya hesaplarından web sitesine afet yönetilir. Zaten genelde yıkım yönetilen bir federasyon. Bu federasyon Merve ’yle ilgili paylaşımları gururla retweet yaptı. Bu şu çağırmak; bizim görevimiz hentbolu geliştirmek. Gençleri iyi geliştirmek. Biz bunu beceremedik ve bu kız ağlıyor. Bu şekilde hentbol görünür oldu. Bizim yapamadığımızı bu kız yaptı. Bu acınası bir durum. Azıcık daha yayacak olursak başkanların, yöneticilerin Merve ’ye yardım açıklamaları yapmasını bu yüzden samimiyetsiz buluyorum. İnsanlar bu eşitsizliklerin ve imkânsızlıkların senelerdir devam ettiğini görerek bir şey yapmıyor. Biri çıkıp bir şey diyor, cümbür cemaat onlarca paylaşım yapıyor, yardım oluyor. 1 hafta sonra ortada bir şey kalmıyor. Türkiye ’de özellikle spor yöneticiliğinin problemlerinden birisi bu. Siz bir galibiyet kazandığınızda sizi ararlar, sizle resim çektirirler, paylaşırlar, PR yaparlar sonra ise unuturlar. Olasılıkla Merve de böyle olacak. Ben önceden bunlar farkında lakin bir şey yapmıyor diye düşünürdüm. Derhal farkında olan olmadıklarını düşünüyorum. Çünkü Türkiye ’de sporu yöneten insanların sporla en ufak alakası değil. Bu yüzden ne sorun var, ne aksama var bunları bütün olarak bilemiyorlar. Siz eğer sporu yönetmesi için bir meslek insanını ya da fabrika sahibini oranın başına getiriyorsanız ve bu kişilerin yanında bu tesisin ihtiyaçlarını söyleyecek kimse yoksa “ne eksiğimiz var?” sorusunun cevabını bilmiyorlar. İyileştirmeye yönelik bir şey yapmıyorlar. Bu kadar yardım mesajı yayınlanmasının ben ilgisizlikten yok bilgisizlikten olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş erkek hentbol takımıyla yaptığım röportajda hentbol takımının kaptanı üstünlük maçı için mahalleliye bakkala vs. “bizim maçımız var gelsenize” dediklerini anlatmıştı. Bunun sebebi taraftar toplamak. Bir ekibin kaptanı bunu yapan. Bu oyuncu bunu yaşıyorsa o vakit Merve ’nin yaşayacakları da az çok böyle. Çünkü yöneticiler hiçbir vakit değişmiyor.

Yorum yapın